Panik Atak Nedir, Hangi Anlarda Devreye Girer?

Panik atak nedir, hangi anlarda devreye girer? Bedensel belirtiler ve korkunun birbirini nasıl beslediğini, panik döngüsünü ve baş etme yollarını inceleyin.
Panik Atak Nedir, Hangi Anlarda Devreye Girer?
Paylaş:

Bir anda kalbiniz hızlanıyor. Nefesiniz değişiyor, başınız dönüyor, elleriniz terliyor. Belki göğsünüzde bir sıkışma hissediyorsunuz. O sırada aklınızdan "Bir şey oluyor", "Kalp krizi geçiriyor olabilir miyim?" ya da "Kontrolümü kaybedeceğim" gibi düşünceler geçiyor.

Birkaç dakika içinde bedeninizdeki belirtiler giderek daha belirgin hale geliyor ve yaşadığınız korku ve kaygı artıyor.

Panik atak çoğu zaman tam da böyle bir deneyimdir. Kişi için oldukça gerçek, yoğun ve kontrol edilemez gibi hissedebilir. Üstelik panik atak yalnızca yoğun stres yaşanan anlarda ortaya çıkmaz. Bazen kalabalık bir ortamda, bazen trafikte, bazen bir asansörde, bazen gece uykuda, bazen de kişi kendisini tamamen sakin hissederken başlayabilir.1

Bu nedenle panik atak yaşayan kişilerin aklına sıklıkla aynı soru gelir:

"Ben hiçbir şey yokken neden panik oldum?"

Bu sorunun yanıtını anlayabilmek için panik atağı yalnızca belirtiler üzerinden değil, bedenin verdiği tepki ile kişinin bu tepkiyi nasıl anlamlandırdığı arasındaki ilişki üzerinden ele almak gerekir.

Panik Atak Nedir?

Panik atak, kısa bir süre içinde yoğun korku veya yoğun rahatsızlık hissinin hızla yükselmesiyle birlikte çeşitli bedensel ve zihinsel belirtilerin ortaya çıktığı bir durumdur. Kalp çarpıntısı, terleme, titreme, nefes almakta zorlanma, göğüste rahatsızlık, baş dönmesi, mide bulantısı, uyuşma veya karıncalanma, sıcaklık ya da soğukluk hissi gibi belirtiler görülebilir. Kişi aynı zamanda öleceğinden, kontrolünü kaybedeceğinden veya kendisine olağandışı bir şey olduğundan korkabilir.1

Panik atağın dikkat çekici özelliklerinden biri, belirtilerin hızlı bir şekilde yükselmesidir. Kişi bazen birkaç dakika içinde bedeninde çok güçlü bir değişiklik olduğunu hisseder.

Burada önemli olan nokta şudur: Panik atak yalnızca "korku hissetmek" değildir. Korkuyla birlikte bedenin alarm sistemi de devreye girer.

Aslında bu sistem hepimizin sahip olduğu doğal bir sistemdir. Tehlike algılandığında kalbin hızlanması, nefesin değişmesi, kasların gerilmesi ve dikkatin çevredeki tehditlere yönelmesi bedenin kendisini harekete hazırlamasına yardımcı olur.

Panik sırasında ise bu alarm tepkisi, kişinin bulunduğu ortamın gerçekten tehlikeli olup olmamasından bağımsız olarak çok yoğun yaşanabilir.

Panik Atak Hangi Anlarda Devreye Girer?

Panik atağın yalnızca "çok stresli" olduğumuz zamanlarda ortaya çıktığını düşünmek oldukça yaygındır. Oysa panik ataklar farklı koşullarda ortaya çıkabilir.

Bazı kişilerde belirli bir durumla bağlantılı olabilir. Örneğin kalabalık bir yerde bulunmak, toplu taşımaya binmek, uçakta olmak veya kapalı bir alanda kalmak gibi durumlar panik belirtilerini tetikleyebilir.

Bazı kişilerde ise başlangıç noktası dışarıdaki bir durum değil, bedende fark edilen küçük bir değişiklik olabilir.

Kalbin normalden biraz hızlı atması, başın hafifçe dönmesi, sıcaklama, nefesin değişmesi veya göğüste kısa süreli bir rahatsızlık hissi kişinin dikkatini bedenine yöneltebilir. Ardından "Bu normal mi?", "Ya daha kötü olursa?" gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Bir başka kişide ise yoğun stres, uykusuzluk veya uzun süren kaygı döneminin ardından panik belirtileri görülebilir.

Dolayısıyla panik atağın başlangıç noktası herkes için aynı değildir.

Bazen Ortada Belirgin Bir Neden Yokmuş Gibi Görünür

Panik atak yaşayan kişinin "Hiçbir şey düşünmüyordum, bir anda başladı" demesi oldukça anlaşılırdır.

Çünkü panik atağın başlangıcında kişinin mutlaka fark ettiği büyük bir stres kaynağı bulunması gerekmez. Bedenindeki küçük bir değişiklik, çevredeki bir durum veya kişinin farkında olmadığı bir kaygı hali döngünün başlangıç noktası olabilir.

Bu nedenle "Bir anda oldu" demek, mutlaka gerçekten hiçbir öncül olmadığı anlamına gelmez. Bazen döngünün ilk halkası o kadar hızlı gerçekleşir ki kişi yalnızca sonrasında ortaya çıkan yoğun korkuyu fark eder.

"Bir Anda Geldi" Gerçekten Bir Anda mı?

Panik atağın nasıl başladığını anlamak için birkaç saniyelik bir örneğe bakalım.

Kalbiniz normalden biraz hızlı atmaya başladı.

Bunu fark ettiğiniz anda aklınızdan:

"Kalbim neden böyle atıyor?"

düşüncesi geçti.

Ardından:

"Ya bir şey oluyorsa?"

diye düşündünüz.

Bu düşünceyle birlikte korkunuz arttı. Korku arttıkça kalbiniz daha da hızlandı, nefesiniz değişti ve bedeninizdeki belirtiler daha belirgin hale geldi.

Bu kez:

"Bak, daha da kötüleşiyor."

diye düşündünüz.

Böylece bedeninizdeki belirtiler ile onları tehlikeli olarak değerlendirme biçiminiz birbirini beslemeye başladı.

Panikle ilgili bilişsel modellerden biri, özellikle bedensel duyumların ciddi bir fiziksel ya da psikolojik tehlikenin işareti olarak değerlendirilmesinin panik döngüsünde rol oynayabileceğini öne sürer.2 Bu yaklaşım, panik sırasında kişinin yalnızca bedeninde ne olduğuna değil, olan şeyi nasıl anlamlandırdığına da bakar.

Bu nedenle panik bazen birkaç saniye içinde çok hızlı büyüyebilir.

Panik Sırasında Bedenimizde Ne Olur?

Panik sırasında yaşanan fiziksel belirtiler oldukça gerçek ve güçlüdür. Bunlar kişinin "kafasında kurduğu" belirtiler değildir.

Beden alarm sistemini devreye soktuğunda kalp atışı hızlanabilir, nefes alışverişi değişebilir, kaslar gerilebilir ve kişi terleyebilir. Dikkat daha fazla bedenin ve çevrenin olası tehditlerine yönelir. Örneğin:

  • Kalp çarpıntısı veya kalbin hızlı atması
  • Terleme
  • Titreme
  • Nefes darlığı veya boğuluyor gibi hissetme
  • Göğüste sıkışma veya rahatsızlık
  • Baş dönmesi, sersemlik veya dengesizlik hissi
  • Mide bulantısı veya karında rahatsızlık
  • Sıcaklama ya da üşüme
  • Uyuşma ve karıncalanma
  • Gerçekdışılık veya kendine yabancılaşma hissi
  • Kontrolü kaybetme ya da ölme korkusu

gibi belirtiler görülebilir.1

Buradaki önemli nokta, kişinin yaşadığı bedensel belirtilerin gerçekten meydana gelmesidir. Panik döngüsünde güçlenen şey ise çoğu zaman bu belirtilerin tehlike olarak değerlendirilmesi ve buna verilen korku tepkisidir.

Panik Atağın Kendisi mi Korkutuyor, Yoksa Ne Anlama Geldiği mi?

Panik sırasında kişinin yaşadığı korku çoğu zaman yalnızca mevcut bedensel duyumla ilgili değildir. Kişi bu duyumun ne anlama geldiğinden de korkabilir.

Örneğin:

"Kalbim hızlı atıyor."

tek başına bir bedensel duyumdur.

Ancak bunun hemen ardından:

"Kalbimde ciddi bir sorun var."

düşüncesi geldiğinde kişinin korkusu artabilir.

Ya da:

"Başım dönüyor."

duyumunun ardından:

"Bayılacağım ve kimse yardım edemeyecek."

düşüncesi ortaya çıkabilir.

Bunun sonucunda korku arttıkça bedensel belirtiler de daha görünür hale gelebilir.

Bu döngüyü basitçe şöyle düşünebiliriz:

Bedensel duyum→tehlike olarak değerlendirme→korkunun artması→bedensel belirtilerin güçlenmesi→yeni belirtilerin fark edilmesi→daha fazla korku

David Clark'ın panik modeli de bedensel duyumların felaketleştirici biçimde yorumlanmasının bu döngüde rol oynayabileceğini açıklamaktadır.2 Bununla birlikte panik deneyiminin tek bir mekanizmayla açıklanamayacağını ve farklı kişilerde farklı süreçlerin öne çıkabileceğini de unutmamak gerekir.3

Panik Atak Geçirmek Panik Bozukluk Anlamına Gelir mi?

Hayır. Bir kişinin hayatında panik atak yaşaması ile tekrarlayan ve kişinin yaşamını belirgin biçimde etkileyen panik bozukluk aynı şey değildir.

Panik ataklar farklı kaygı sorunlarının yanı sıra başka psikolojik durumlarda veya bazı fiziksel durumlarla ilişkili olarak da ortaya çıkabilir.1

Panik bozukluk açısından ise yalnızca atağın kendisine değil, sonrasında yaşanan sürece de bakılır. Panik atak geçirmeye yönelik kaygı, atağın sonuçlarından endişe etme veya panik yaşamamak için davranışları değiştirme bu sürecin önemli parçaları arasında yer alır.4

Örneğin kişi zaman içinde:

  • Tek başına dışarı çıkmamaya
  • Kalabalık ortamlardan uzak durmaya
  • Spor yapmamaya
  • Merdiven çıkmaktan kaçınmaya
  • Nabzını veya nefesini sürekli kontrol etmeye
  • Yanında mutlaka su, ilaç ya da yardım edecek birinin bulunmasını istemeye
  • Daha önce panik yaşadığı yerlere gitmemeye

başlayabilir.

Böylece sorun yalnızca panik atağın kendisi olmaktan çıkıp kişinin günlük yaşamını nasıl düzenlediğiyle de ilişkili hale gelebilir.

"Ya Yine Olursa?" Düşüncesi Neden Önemlidir?

Panik atağın ardından kişi bir süre bedenini daha yakından takip etmeye başlayabilir.

"Kalbim hızlı mı atıyor?"
"Başım dönüyor mu?"
"Nefesim değişti mi?"
"Burada panik olursam ne yaparım?"

Bu tür kontroller kısa vadede kişiye güven veriyor gibi görünebilir. Ancak kişi bedenindeki her küçük değişikliği tehlike işareti olarak takip etmeye başladığında, normal bedensel duyumları da daha sık fark edebilir.

Benzer şekilde, panik atak geçirmeye yönelik kaygı nedeniyle belirli ortamlardan uzaklaşmak o anda rahatlatıcı olabilir. Fakat kişi zaman içinde daha fazla durumdan kaçınmaya başladığında yaşam alanı giderek daralabilir.

Bu nedenle panik döngüsünü anlamada yalnızca "Atak sırasında ne oluyor?" sorusu değil, "Ataktan sonra kişi ne yapıyor?" sorusu da önemlidir.

Panik Atak Neden Bazen Gece Ortaya Çıkar?

Panik atağın yalnızca gündüz veya stresli bir ortamda ortaya çıkması gerekmez. Bazı kişiler uykudan yoğun korku ve bedensel belirtilerle uyanabilir. Buna gece ortaya çıkan panik atak denir.

Gece yaşanan bir atak özellikle şaşırtıcı olabilir. Çünkü kişi herhangi bir tehlike yokken uykusundan çarpıntı, nefes darlığı veya yoğun korkuyla uyanır ve bunun neden olduğunu anlamakta zorlanabilir.

Burada da kişinin yaşadığı bedensel belirtiler gerçek olmakla birlikte, gece ortaya çıkan belirtilerin her zaman psikolojik bir nedene bağlanmaması önemlidir. Özellikle yeni başlayan, şiddetli veya alışılmadık fiziksel belirtilerde tıbbi değerlendirme gerekebilir.

Panik Atak Sırasında Ne Yapmaya Çalışıyoruz?

Panikle çalışırken amaç yalnızca kişinin "bir daha hiç panik yaşamamasını" sağlamak değildir. Asıl önemli olan, kişinin panik belirtilerini anlaması ve bu belirtiler karşısında geliştirdiği kaygı, kaçınma ve güvenlik davranışlarının nasıl bir döngü oluşturduğunu fark etmesidir.

Bilişsel ve davranışçı terapilerde öncelikle kişinin yaşadığı panik örüntüsü ayrıntılı olarak ele alınabilir.

  • Panik hangi durumlarda ortaya çıkıyor?
  • İlk fark edilen bedensel belirti ne?
  • Bu belirti nasıl anlamlandırılıyor?
  • Kişi o sırada ne yapıyor?
  • Nelerden kaçınıyor?
  • Panik atak geçirmeye yönelik kaygıyla baş etmek için hangi güvenlik davranışlarına başvuruyor?

Bu soruların yanıtları, kişinin kendi panik döngüsünü anlamaya yardımcı olur.

Tedavide kişinin durumuna ve oluşturulan klinik formülasyona göre bedensel duyumlarla çalışmak, iç duyumsal üstüne gitme egzersizleri ve kaçınılan durumların üzerine adım adım gitmek gibi davranışsal uygulamalardan yararlanılabilir. Bilişsel davranışçı terapiler, panik bozukluk için kanıta dayalı psikolojik yaklaşımlar arasında yer almaktadır.5

Buradaki amaç kişiye "Panik yapma" demek değildir. Tam tersine, kişinin panik belirtilerinden korkmadan bu belirtileri deneyimleyebilmesini ve zaman içinde panik döngüsünün farklı halkalarına müdahale edebilmesini öğrenmesidir.

Panik Atak Yaşadığınızda Kendinize Ne Sorabilirsiniz?

Panik sırasında kişi çoğu zaman "Bunu nasıl durduracağım?" sorusuna odaklanır. Oysa panik döngüsünü anlamak için daha farklı sorular da yardımcı olabilir:

Şu anda bedenimde ilk neyi fark ettim?
Bu duyuma ne anlam verdim?
Aklımdan hangi ihtimal geçti?
Korkum arttığında bedenimde ne değişti?
Bu korkuyla baş etmek için ne yaptım?
Bir sonraki sefer aynı duruma girmemek için hayatımda neleri değiştirmeye başladım?

Bu sorular, panik atağı yalnızca "bir anda başıma gelen korkunç bir olay" olarak görmek yerine, birbirini etkileyen düşünce, duygu, bedensel duyum ve davranışlardan oluşan bir bütün olarak değerlendirmeye yardımcı olabilir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Düşünülmeli?

Panik ataklar tekrar etmeye başladıysa, panik atak geçirmeye yönelik kaygı günlük yaşamınızı etkilemeye başladıysa veya panik yaşamamak için davranışlarınızı giderek daha fazla değiştirdiğinizi fark ediyorsanız profesyonel destek almak yararlı olabilir.

Özellikle dışarı çıkmak, işe gitmek, seyahat etmek, toplu taşıma kullanmak, spor yapmak veya yalnız kalmak gibi günlük yaşamın parçaları panik nedeniyle sınırlanmaya başladıysa bu durumun ayrıca ele alınması önemlidir.

Panik belirtilerinin bazı fiziksel durumlarla benzerlik gösterebilmesi nedeniyle, özellikle ilk kez yaşanan veya alışılmadık fiziksel belirtilerde uygun tıbbi değerlendirme de önem taşır. NICE rehberinde de panik belirtileriyle başvuran kişilerin gerekli durumlarda akut fiziksel nedenlerin dışlanması ve ardından uygun psikolojik destek seçeneklerinin değerlendirilmesi önerilmektedir.5

Sık Sorulan Sorular

Panik atak kaç dakika sürer?

Panik atağın belirtileri genellikle kısa sürede hızla yükselir ve ardından giderek azalır. Ancak kişinin yaşadığı korku ve bedensel belirtilerin etkisi atak sonrasında bir süre daha devam edebilir. Bu nedenle "Atak geçti ama hâlâ kendimi iyi hissetmiyorum" deneyimi de görülebilir.

Panik atak sırasında kalp çarpıntısı neden olur?

Panik sırasında bedenin alarm sistemi devreye girer. Kalp atışının hızlanması, bedenin tehlike karşısında kendisini harekete hazırlayan doğal tepkilerinden biridir. Kişi bu çarpıntıyı tehlikeli bir durumun işareti olarak değerlendirdiğinde ise kaygı daha da artabilir ve panik döngüsü güçlenebilir.

Panik atak geçiren herkes panik bozukluk yaşar mı?

Hayır. Tek bir panik atak geçirmek veya zaman zaman panik atak yaşamak tek başına panik bozukluk anlamına gelmez. Panik bozukluk değerlendirilirken tekrarlayan panik atakların yanı sıra panik atak geçirmeye yönelik kaygı ve kişinin davranışlarında meydana gelen değişiklikler de dikkate alınır.

Panik atak uykuda ortaya çıkabilir mi?

Evet. Bazı kişiler uykudan yoğun korku ve bedensel belirtilerle uyanabilir. Gece yaşanan panik ataklar kişiye özellikle şaşırtıcı gelebilir çünkü belirgin bir dış tetikleyici olmadan ortaya çıkmış gibi hissedilebilir. Bununla birlikte yeni başlayan veya alışılmadık fiziksel belirtilerin yalnızca paniğe bağlanmaması ve gerektiğinde tıbbi değerlendirme yapılması önemlidir.

Kaynakça

  1. American Psychiatric Association. (2018). Panic attack. APA Dictionary of Psychology. ↩
  2. Clark, D. M. (1986). A cognitive approach to panic. Behaviour Research and Therapy, 24(4), 461–470. doi.org/10.1016/0005-7967(86)90011-2 ↩
  3. Austin, D. W., & Richards, J. C. (2001). The catastrophic misinterpretation model of panic disorder. Behaviour Research and Therapy, 39(11), 1277–1291. doi.org/10.1016/S0005-7967(00)00095-4 ↩
  4. American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed., text rev.; DSM-5-TR). American Psychiatric Association Publishing. ↩
  5. National Institute for Health and Care Excellence. (2011, güncelleme 2020). Generalised anxiety disorder and panic disorder in adults: Management (CG113). NICE. ↩

Önemli Bilgilendirme: Bu yazıda yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme ve farkındalık oluşturma amacıyla hazırlanmıştır. İçerikler, herhangi bir ruh sağlığı sorununun ya da fiziksel durumun tanısı, değerlendirilmesi veya tedavisi yerine geçmez. Yeni başlayan, şiddetli veya alışılmadık fiziksel belirtiler yaşanması durumunda uygun bir sağlık profesyonelinden değerlendirme alınması önemlidir.

Diğer İçeriklerimiz

Bilişsel Davranışçı Terapi, travma tedavisi ve psikolojik sağlık üzerine güncel makaleler, araştırma özetleri ve klinik uygulamalardan ipuçları.

Tüm Makaleleri Göster
Güven Sorunlarının Artmış Kıskançlık Üzerine Etkisi

Güven Sorunlarının Artmış Kıskançlık Üzerine Etkisi

Şüpheyle hareket etmek güveni nasıl zedeler? Partneri kontrol etmenin ve sürekli açıklama istemenin ilişkiye etkilerini, güveni yeniden kurmanın yollarını öğrenin.
Kararsızlık Halinden Çıkmak İçin İşe Yarayan Stratejiler

Kararsızlık Halinden Çıkmak İçin İşe Yarayan Stratejiler

Karar vermek için daha fazla düşünmek her zaman yardımcı olmayabilir. Kararsızlığı sürdüren davranışları fark etmek ve belirsizlikle birlikte adım atmayı öğrenmek, seçim yapmayı kolaylaştırabilir.
Kararsızlık İçin Pratik Öneriler

Kararsızlık İçin Pratik Öneriler

Karar vermek bazen olası seçenekleri değerlendirmekten çok, yanlış yapma ihtimaliyle baş etmeyi gerektirir. Bu yazıda kararsızlığı sürdüren davranışları tanıyabilir ve günlük yaşamda daha işlevsel kararlar almanız için uygulayabileceğiniz önerileri bulabilirsiniz.