BDT Teknikleri Terapi Hedeflerine Göre Nasıl Seçilir?

BDT'de hangi teknik ne zaman seçilir? Kaçınma, duygu düzenleme, temel inanç ve işlev kaybına göre teknik seçim mantığı klinik örneklerle.
BDT Teknikleri Terapi Hedeflerine Göre Nasıl Seçilir?
Kln. Psk. Atakan Aktürk 24 Temmuz 2026 Güncelleme: 3 Ağustos 2026
Paylaş:

Bilişsel Davranışçı Yaklaşım Teknikleri Terapi Hedeflerine Göre Nasıl Seçilir?

Formülasyondan Müdahaleye: Doğru Tekniği Doğru Anda Seçmenin Klinik Mantığı

BDT'de teknik seçimi sezgiyle değil, formülasyonla yapılır. "Bu danışana ne uygulayalım?" sorusunun yanıtı bir protokol listesinde değil, o kişinin döngüsünün analizinde yatar. Aynı tanıyı taşıyan iki danışan — ikisi de "depresyon" ile başvuruyor olsa da — çok farklı sürdürücü mekanizmalara, farklı kaçınma örüntülerine ve farklı terapi hedeflerine sahip olabilir.

Bu yüzden BDT'nin gücü teknik çeşitliliğinde değil, tekniğin neden ve ne zaman seçildiğini bilen klinisyende yatar. Bu yazıda terapi hedeflerini nasıl belirlediğimizi, her hedefe hangi tekniğin yanıt verdiğini ve bu kararın klinik süreçte nasıl işlediğini adım adım ele alıyoruz.

→ BDT Psikoterapide Nasıl Yapılandırılır?

1. Teknik Seçiminin Temeli: Formülasyon

Her teknik seçimi bir soruyla başlar: Bu danışanda, şu an, sorunu sürdüren birincil mekanizma nedir? Bu sorunun yanıtı formülasyondan gelir. Tanıdan değil.

Tanı bir çerçeve sunar; formülasyon ise o çerçeveyi bu özgün kişiye uyarlar. OKB tanısı almış bir danışanın sürdürücü mekanizması kontrol etme davranışı olabilir, başka birinde güvence arama, bir diğerinde zihinsel nötralizasyon. Her biri aynı tanıyı taşır ama farklı teknikler gerektirir. Araştırmalar, tedavinin işlevsel analize dayandırıldığında standart protokol uygulamasına kıyasla belirgin biçimde daha iyi sonuçlar verdiğini ortaya koymaktadır.[1]

Terapi Hedefi Nedir, Nasıl Belirlenir?

Terapi hedefi "kaygı azalsın" ya da "daha iyi hissedeyim" değildir. Bunlar sonuçtur; hedef değil. Klinik pratikte terapi hedefi şu soruyla netleşir: Bu danışanın işlevselliğini en çok kısıtlayan döngü hangisi ve bu döngüde değiştirilebilecek ilk halka nerede?

Hedef belirleme dört eksende yapılır:

  • Kaçınma ekseni: Hangi durumlardan, duygulardan ya da düşüncelerden kaçınılıyor? Bu kaçınma hayatı nasıl daraltıyor?
  • Duygu düzenleme ekseni: Hangi duygular taşınamaz hissettiriyor? Kaçınma mı, bastırma mı, yoksa duygunun içinde kalabilme güçlüğü mü ön planda?
  • Bilişsel eksen: Hangi düşünceler ve inançlar döngüyü besliyor? Otomatik düşünceler mi, ara inançlar mı, temel inançlar mı belirleyici?
  • İşlevsellik ekseni: Günlük hayatın hangi alanları etkileniyor? İş, ilişkiler, sosyal hayat, fiziksel aktivite?

Bu dört eksenden elde edilen tablo, terapi hedeflerinin öncelik sırasını belirler. Ve bu sıra teknik seçimini doğrudan yönlendirir.

→ BDT'de Müdahale Seçimi: Hangi Verilerle Karar Verilir?

2. Kaçınma Birincil Hedef Olduğunda: Üstüne Gitme

Kaçınma, BDT'nin en sık karşılaştığı ve en güçlü müdahale araçlarına sahip olduğu hedeftir. Kaçınma döngüsü şu mantıkla işler: Kaçınılan durum tehlikeli olarak kodlanır, kaçınma davranışı kısa vadede rahatlatır, bu rahatlama kaçınmayı pekiştirir ve döngü devam eder.

Bu döngünün içine girebilecek tek müdahale üstüne gitmedir. Bilişsel müdahale tek başına yeterli değildir; çünkü kaçınma davranışı sürdüğü sürece kural test edilmemiş kalır. Araştırmalar, kaçınmanın birincil hedef alındığı tablolarda üstüne gitmenin diğer tüm müdahalelere kıyasla en güçlü etki büyüklüğüne sahip olduğunu tutarlı biçimde göstermektedir.[2]

Teknik Seçim Kriterleri: Hangi Üstüne Gitme?

Üstüne gitme tek tip bir teknik değildir. Tabloya göre biçimlenir:

  • Yerinde üstüne gitme: Fiziksel ya da sosyal durumlardan kaçınma varsa. Asansöre binmek, toplantıda konuşmak, kalabalığa girmek.
  • İç duyumsal üstüne gitme: Bedensel duyumlardan kaçınma varsa — özellikle panik bozukluğunda. Kasıtlı olarak çarpıntı ya da nefes darlığı tetiklenmesi.
  • Zihinsel (imgede) üstüne gitme: Düşüncelerden ve imgelerden kaçınma varsa — OKB ve travmada. Rahatsız edici düşüncenin kaçınmadan taşınması.
  • Duygu üstüne gitmesi: Duygunun kendisinden kaçınma varsa. Kaygı, öfke ya da üzüntünün tepki engelleme eşliğinde içinde kalınarak yaşanması.

SORC Zincir Analizi — Sosyal Kaygı: Toplantıdan Kaçınma Döngüsü

S
Toplantıda söz alma sırası; "aptal görünürüm" düşüncesi
O
"Yargılanmak = değersizlik" temel inancı; geçmiş utanç anıları; yüksek performans kaygısı
R
Soru gelmeden önce konuyu değiştirme, geç kalma, toplantıdan erken çıkma
C
Anlık kaygı azalır → kaçınma pekişir → sosyal yeterlik gelişemiyor → inanç güçleniyor

Sonuç (C), bir sonraki karşılaşmada Uyaran'ı (S) yeniden besler — döngü kendini tekrarlar.

Klinik Örnek

29 yaşındaki Kemal, her toplantı öncesi "bir şey söylersem aptal görünürüm" diye düşünüyor ve söz almaktan kaçınıyordu. Terapist formülasyonu oluştururken kaçınmanın birincil hedef olması gerektiğini düşündü. Bilişsel müdahale önce gelmezdi. Hiyerarşinin ilk adımı: toplantıda bir soru sormak, yanıt vermek zorunda olmadan (SRB: 50). İkinci adım: bir görüş bildirmek (SRB: 70). Beşinci haftada Kemal şunu söyledi: "Konuştum, kimse gülmedi. Düşündüğüm felaket hiç gelmedi. Başıma gelirse de üstesinden gelebilirim."

3. Duygu Düzenleme Birincil Hedef Olduğunda

Bazı danışanlarda asıl sorun kaçınılan durum değil, duygunun kendisiyle kurulan ilişkidir. Duygu çok yoğun hissettiriyor, bastırılmaya çalışılıyor ya da duygunun içinde kalabileceğine dair hiç deneyim olmamış. Bu tablolarda doğrudan üstüne gitme egzersizlerine geçmek için önce zemin hazırlamak gerekir.

Duygu ile Kalabilmek: Kapasite Çalışması

Duygu ile kalabilme kapasitesi düşük olduğunda müdahale sırası değişir. Önce duyguyu tanımak — "bu kaygı, tehlike değil" — ardından onun içinde kısa süreli var olabilmek. Bu kapasite olmadan üstüne gitme egzersizleri yarım kalır ya da danışan için aşırı yük oluşturur. Araştırmalar, duygu düzenleme güçlüğünün tedavi yanıtını doğrudan etkilediğini göstermektedir.[3]

Bu hedefe yönelik teknik seçimi şöyle şekillenir:

  • Duygu izleme: Günlük duygu kaydı; ne hissedildi, ne yoğunlukta, hangi bağlamda? Duyguyu tanımak, ondan kaçınmayı azaltır.
  • Duygu içinde kalma egzersizleri: Seansta kasıtlı olarak hafif düzeyde duygu tetiklenmesi ve tepki engelleme olmaksızın o duyguyla oturma.
  • Beden tarama: Duygunun bedensel yansımalarını fark etmek. Nerede hissediyorum, nasıl değişiyor? Bu farkındalık duyguyu büyütmez; aksine mesafe açar.

Klinik Örnek

35 yaşındaki Derya, öfke hissettiği anda ya patlıyor ya da tamamen bastırıyordu — ortası yoktu. Terapist önce duygu ile kalabilme kapasitesine odaklandı: "Öfkeyi hissedince ne yapıyorsunuz?" Derya: "Kaçıyorum ya da patlıyorum. İkisi de kontrol dışı." İlk hedef doğrudan öfke durumlarına girmek değildi. İlk hedef seansta hafif bir rahatsızlık hissederken oturabilmek, gitmemek, patlamamaktı. Bu kapasite oluştuktan sonra gerçek durumlarla çalışmak anlamlı hale geldi.

Davranışsal Aktivasyon: Depresyonda İşlev Kaybını Hedeflemek

Depresyonda duygu düzenleme hedefi farklı biçimlenir. Asıl sorun yoğun duygu değil, duygunun yokluğu ya da sönüklüğüdür: keyifsizlik, anlamsızlık, enerji kaybı. Bu tabloda birincil teknik davranış etkinleştirmedir. Motivasyon gelmeden önce harekete geçilir; his hareketin ardından gelir. Birden fazla derleme çalışması, davranışsal aktivasyonun depresyonda eksiksiz BDT paketiyle karşılaştırılabilir sonuçlar verdiğini ortaya koymaktadır.[4]

Teknik seçimi şöyle netleşir: aktivite düzeyi düşükse ve keyif-başarı deneyimleri azalmışsa davranış etkinleştirme önce gelir. Bilişsel çalışmayı beklemek gerekmez — davranış değişince bilişsel alan da esnemeye başlar.

Klinik Örnek

47 yaşındaki Murat, "ne yapsam anlamsız" diyerek haftalardır evden çıkmıyordu. Terapist bilişsel müdahaleye geçmedi. Önce şunu sordu: "Bir zamanlar iyi hissettiren ama artık yapmadığınız üç şey neler?" Murat: sabah yürüyüşü, eski bir arkadaşı aramak, kitap okumak. İlk hafta görevi: her sabah kapıya kadar gitmek. Dönse bile. Üçüncü haftada dışarı çıkmaya başladı. "Hâlâ neşeli değilim, ama hareket ediyorum" dedi. Davranış geldi; anlam arkasından gelecekti.

4. Bilişsel Hedef Alındığında: Düşünceler ve İnançlarla Çalışmak

Bilişsel teknikler, kaçınma döngüsü ve duygu düzenleme kapasitesi ele alındıktan sonra ya da bu ikisi tabloda belirleyici değilken öne çıkar. Düşünce kalıpları işlevselliği kısıtlıyorsa ve bu kalıplar doğrudan hedef alınabilecek düzeyde ulaşılabilir durumdaysa bilişsel çalışma bir seçenek olabilir.

Otomatik Düşüncelerle Çalışmak

Otomatik düşünceler yüzeysel katmandır. En ulaşılabilir, en hızlı değişebilen. Teknik seçimi şöyle yapılır: Belirli durumlarda tekrarlayan ve işlevselliği bozan düşünceler varsa düşünce kaydı birincil araçtır.

Düşünce kaydı beş sütunla çalışır: durum, otomatik düşünce ve inanç düzeyi, duygu ve yoğunluğu, kanıtlar (lehte ve aleyhte), dengeli yanıt. Her tamamlanan kayıt danışana şunu öğretir: Bu düşünce otomatik geliyor, ama bir gerçek değil. Bir yorum. Araştırmalar, düşünce kaydını düzenli kullanan danışanlarda hem bilişsel hem duygusal değişimin daha hızlı gerçekleştiğini göstermektedir.[5]

Temel İnançlarla Çalışmak

Temel inançlar en derin katmandır ve doğrudan sorgulama yerine dolaylı yollarla çalışmayı gerektirir. "Ben yetersizim", "Başkalarına güvenilmez", "Dünya tehlikeli" — bu inançlar belirli durumlara bağlı değil, her durumda devrededir.

Temel inançlarla çalışmada teknik seçimi şöyle netleşir:

  • Tarihsel inceleme: Bu inanç nereden, ne zaman, hangi bağlamdan geliyor? İnancın kökeni görünür hale gelince "bu bir gerçek değil, bir öğrenme" anlayışı kolaylaşır.
  • Sürekli günlük kayıt: İnancı yanlışlayan kanıtları her gün not etmek. "Bugün yetersiz olmayan bir an?" Küçük kanıtlar zamanla inancın mutlak doğruluğunu sarsar.
  • Davranış deneyleri: İnanç gerçek hayatta test edilir. "Yetersizim" diyen biri bir şey başardığında bu deneyim bilişsel müdahaleden çok daha güçlü bir kanıt üretir.

Klinik Örnek

41 yaşındaki Hale, "temel olarak sevilmeye değer biri değilim" inancıyla yaşıyordu. Terapist otomatik düşüncelerden başlamadı. Bu inanç çok merkezi ve erişilebilirdi. Tarihsel incelemeyle başlandı: "Bu inanç ne zaman oluştu, hangi deneyimler onu besledi?" Hale ilk kez kendi hikayesini bir inanç olarak gördü. Bir gerçek olarak değil. Ardından sürekli günlük kayıt: "Bugün sevilmeye değer biri gibi davrandığım bir an?" Küçük kanıtlar birikiyor, inanç yavaş yavaş esniyordu.

5. İşlevsellik Kaybı Birincil Hedef Olduğunda

Bazı tablolarda asıl sorun ne kaçınma ne bilişsel çarpıtma ne de duygu yoğunluğudur. Asıl sorun günlük işlevselliğin ciddi biçimde düşmüş olmasıdır. Uyku bozukluğu, sosyal izolasyon, iş hayatının çökmesi, bakım eksikliği. Bu tablolarda ilk hedef semptomu azaltmak değil, işlevselliği geri kazanmaktır.

İşlevsellik kaybı hedef alındığında teknik seçimi şöyle şekillenir: Önce günlük yapıyı ve ritmi yeniden kurmak — uyku düzenlemesi, aktivite planlaması, temel ihtiyaçların karşılanması. Bu zemin olmadan diğer teknikler havada kalır. Araştırmalar, işlevselliğin tedavinin erken aşamalarında hedef alınmasının uzun vadeli sonuçları olumlu etkilediğini göstermektedir.[6]

Aktivite Planlaması: Yapıyı Geri Getirmek

Aktivite planlaması depresyonla sınırlı değildir. Travma sonrası izolasyonda, kaygı nedeniyle sınırlanmış yaşamda, tükenmişlik tablolarında da birincil araç olabilir. Günün yapılandırılması başlı başına terapötik bir müdahaledir.

Teknik üç katmanda çalışır:

  • Keyif aktiviteleri: Daha önce zevk veren ama artık yapılmayan etkinlikler. Küçük, ulaşılabilir, planlanmış.
  • Başarı aktiviteleri: Tamamlandığında yetkinlik hissi veren, ertelenen görevler. Büyüklüğü değil, tamamlanması önemli.
  • Bağlantı aktiviteleri: Sosyal izolasyonu azaltan, insan temasını artıran adımlar. Bir mesaj, bir telefon, bir buluşma.

Klinik Örnek

52 yaşındaki Leyla, uzun süreli depresyon nedeniyle işten ayrılmış, sosyal hayatını tamamen bırakmıştı. Terapist bilişsel çalışmaya geçmedi ve önce işlevsellik hedeflendi. İlk hafta: sabah belirli bir saatte kalkmak, yemek yemek, kapıya kadar çıkmak. İkinci hafta: markete gitmek. Üçüncü hafta: eski bir arkadaşına mesaj atmak. Leyla dördüncü haftada şunu söyledi: "Hâlâ iyi hissetmiyorum. Ama en azından bir günüm var artık." Yapı geri döndükçe diğer hedeflere zemin hazırlandı.

6. Terapi Hedefine Göre Teknik Seçim Haritası

Aşağıdaki tablo, terapi hedefi ile teknik seçimi arasındaki ilişkiyi özetlemektedir. Bu bir kural değil. Formülasyonun yol gösterdiği bir haritadır.

Terapi Hedefi Birincil Teknik Tamamlayıcı Teknik Formülasyon Odağı
Kaçınma döngüsünü kırmak Üstüne gitme hiyerarşisi Tepki engelleme, davranış deneyleri Kaçınılan durum ve pekişme mekanizması
Bedensel duyumdan kaçınma (panik) İç duyumsal üstüne gitme Bilişsel yeniden yapılandırma Bedensel duyum → felaketleştirme → kaçınma
OKB: emin olma döngüsü Üstüne gitme + tepki engelleme Belirsizlik toleransı çalışması Güvenlik davranışı ve pekişme
Duygu ile kalabilme kapasitesi Üstüne gitme, duygu izleme + duygu toleransı egzersizleri Beden tarama Duygu-kaçınma döngüsü
Depresyon: işlev ve keyif kaybı Davranışsal aktivasyon Düşünce kaydı, problem çözme Aktivite-duygu döngüsü
Otomatik düşünceler Düşünce kaydı Davranış deneyleri Düşünce-duygu-davranış döngüsü
Temel inançlar Tarihsel inceleme + sürekli günlük kayıt Davranış deneyleri İnancın kökeni ve besleme mekanizması
İşlevsellik kaybı Aktivite planlaması Uyku düzenlemesi, problem çözme İşlev kaybının sürdürücü döngüsü

Tabloda "birincil teknik" sözcüğü önemlidir. Hiçbir teknik diğerini dışlamaz ama her tabloda bir başlangıç noktası vardır ve bu nokta formülasyonla belirlenir.

7. Teknik Seçiminde Sık Yapılan Hatalar

Teknik seçimi yanlış yapıldığında müdahale işe yaramaz demek değil. Bazen sorunu sürdüren döngüyü besler. Klinik pratikte en sık karşılaşılan teknik seçim hataları şunlardır:

Kaçınma Kırılmadan Bilişsel Çalışmaya Geçmek

En yaygın hatadır. Danışan terapi odasında "aslında felaket gelmez" diyebilir ama kaçınmaya devam ediyorsa kural test edilmemiş kalır. Bilişsel kazanım gerçek hayata transfer olmaz. Kaçınma birincil hedef olmadan yürütülen bilişsel çalışma çoğu zaman entelektüel bir egzersiz olarak kalır.

Güvence Aramanın Gözden Kaçırılması

Güvence arama bir güvenlik davranışıdır ama sıklıkla terapistlerin de farkına varmadan pekiştirdiği bir davranıştır. "Her şey yolunda olacak" demek, "kapı gerçekten kilitli mi?" sorusunu yanıtlamak, kesin güvence vermek. Bunların hepsi kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede emin olma ihtiyacını besler. Araştırmalar, güvence aramanın tedavi sürecinde aktif olarak ele alınması gerektiğini tutarlı biçimde vurgulamaktadır.[7]

Protokolü Kişiye Değil, Kişiyi Protokole Uydurmaya Çalışmak

Her danışan biriciktir. Aynı kaygı bozukluğuyla başvuran iki kişinin tetikleyicileri, kaçınma örüntüleri, organizmik değişkenleri ve yaşam tarihleri birbirinden tamamen farklı olabilir. Belirli bir tablo için kanıtlanmış protokoller değerli bir rehberdir ama protokol formülasyonun yerini alamaz. Teknik seçiminde asıl soru şudur: "Bu protokol bu kişi için neden, nasıl ve hangi sırayla anlam taşıyor?" Bu soruyu atlamak, doğru aracı yanlış hedefe yönlendirmek anlamına gelir.

→ BDT Teknikleri: Klinik Uygulama Örnekleriyle

Sonuç: Doğru Teknik Doğru Anda

BDT'nin teknik zenginliği bir avantajdır ama bu zenginlik yalnızca seçim doğru yapıldığında değer taşır. Üstüne gitme yanlış sıraya koyulursa aşırı yük oluşturur. Bilişsel çalışma kaçınma kırılmadan başlarsa havada kalır. Davranışsal aktivasyon işlevsellik kaybı göz ardı edilerek atlanırsa zemin olmadan ilerlemeye çalışılmış olur.

Teknik seçiminin kalbi formülasyondur. Kim bu kişi, bu tabloda neyin sürdürücü mekanizma olduğu, hangi adım atılmadan diğerine geçmenin anlamsız kalacağı — bu soruların yanıtları tekniği belirler. Terapist bunu bilen kişidir; araç kutusunun içeriğini değil, hangi aracı ne zaman kullanacağını.

Terapiye başlamayı düşünüyorsanız şunu bilmenizi isterim: İyi bir BDT süreci size standart bir protokol uygulamaz. Size özgü bir formülasyon oluşturur ve her adımı bu formülasyonun üzerine inşa eder.

Sık Sorulan Sorular

BDT'de teknik seçimi nasıl yapılır?

Teknik seçimi tanıya göre değil, formülasyona göre yapılır. Her danışanın döngüsü farklıdır: kaçınma mı birincil, duygu düzenleme mi, bilişsel çarpıtmalar mı, işlevsellik kaybı mı? Bu soruların yanıtları SORC formülasyonuyla netleşir ve teknik bu formülasyonun üzerine inşa edilir.

Her danışana aynı teknikler mi uygulanır?

Hayır. Aynı tanıyı taşıyan iki danışan çok farklı sürdürücü mekanizmalara sahip olabilir. Biri için kaçınma öncelikli hedef olurken diğeri için temel inançlarla çalışmak daha anlamlı olabilir. İyi bir BDT süreci standardize değil, bireyselleştirilmiş bir yaklaşım sunar.

Kaçınma varsa hep üstüne gitme mi yapılır?

Kaçınma birincil hedefteyse üstüne gitme genellikle önce gelir. Ama üstüne gitme biçimi tabloya göre değişir: durumsal, iç duyumsal, zihinsel ya da duygu üstüne gitmesi. Hangi üstüne gitmenin, hangi hiyerarşiyle ve hangi tepki engelleme adımlarıyla birlikte uygulanacağına formülasyon karar verir.

Bilişsel teknikler ne zaman öncelikli olur?

Kaçınma döngüsü ve duygu düzenleme kapasitesi ele alındıktan sonra ya da bu ikisi tabloda belirleyici değilken bilişsel teknikler öne çıkar. Otomatik düşünceler belirli durumlarda tekrarlayan ve işlevselliği bozan bir örüntü oluşturuyorsa düşünce kaydı, temel inançlar belirleyiciyse tarihsel inceleme ve sürekli günlük kayıt birincil araçtır.

Depresyonda teknik seçimi nasıl yapılır?

Depresyonda işlev kaybı ön plandaysa davranışsal aktivasyon önce gelir: motivasyon beklemeden küçük adımlar, aktivite planlaması, yapının restore edilmesi. Otomatik düşünceler belirleyiciyse düşünce kaydı ve bilişsel yeniden yapılandırma eklenir. Temel inançlar derinlemesine rol oynuyorsa daha uzun vadeli bir bilişsel çalışma planlanır.

Teknik seçimi tedavi sürecinde değişir mi?

Evet, ve bu beklenen bir durumdur. Başlangıçta birincil hedef kaçınma olabilir; birkaç hafta sonra duygu düzenleme kapasitesi öne çıkabilir; daha ileride temel inançlar hedef alınabilir. Formülasyon statik değildir — yeni veriler geldikçe güncellenir ve teknik seçimi buna göre yeniden şekillenir.

Yanlış teknik seçilirse ne olur?

Zaman kaybının ötesinde, bazı durumlarda döngüyü besleyebilir. Kaçınma kırılmadan bilişsel çalışmaya geçmek entelektüel bir egzersiz olarak kalır. Güvence aramanın gözden kaçırılması emin olma ihtiyacını pekiştirir. Protokolü kişiye değil kişiyi protokole uydurmak ise doğru aracı yanlış hedefe yönlendirmek anlamına gelir. Bu yüzden teknik seçimi her zaman o kişiye özgü formülasyondan gelmek zorundadır.

Kaynaklar

  1. Hurl, K., Wightman, J., Haynes, S., & Virues-Ortega, J. (2016). Does a pre-intervention functional analysis inform treatment outcomes? A meta-analytic review. Clinical Psychology Review, 49, 73–86. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2016.08.002
  2. Bandelow, B., Reitt, M., Röver, C., Michaelis, S., Görlich, Y., & Wedekind, D. (2015). Efficacy of treatments for anxiety disorders: A meta-analysis. International Clinical Psychopharmacology, 30(4), 183–192. https://doi.org/10.1097/YIC.0000000000000078
  3. Gratz, K. L., & Roemer, L. (2004). Multidimensional assessment of emotion regulation and dysregulation. Journal of Psychopathology and Behavioral Assessment, 26(1), 41–54. https://doi.org/10.1023/B:JOBA.0000007455.08539.94
  4. Uphoff, E., Ekers, D., Robertson, L., Dawson, S., Sharpe, R., & Gilbody, S. (2020). Behavioural activation therapies for depression in adults. Cochrane Database of Systematic Reviews, 7. https://doi.org/10.1002/14651858.CD013305.pub2
  5. Mausbach, B. T., Moore, R., Roesch, S., Cardenas, V., & Patterson, T. L. (2010). The relationship between homework compliance and therapy outcomes: An updated meta-analysis. Cognitive Therapy and Research, 34(5), 429–438. https://doi.org/10.1007/s10608-010-9297-z
  6. Kazantzis, N., Luong, H. K., Usatoff, A. S., Impala, T., Yew, R. Y., & Hofmann, S. G. (2018). The processes of cognitive behavioral therapy: A review of meta-analyses. Cognitive Therapy and Research, 42(4), 349–357. https://doi.org/10.1007/s10608-018-9920-y
  7. Abramowitz, J. S., Tolin, D. F., & Street, G. P. (2001). Paradoxical effects of thought suppression: A meta-analysis of controlled studies. Clinical Psychology Review, 21(5), 683–703. https://doi.org/10.1016/S0272-7358(00)00057-X

Önemli Bilgilendirme: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve herhangi bir psikolojik bozukluğun tanısı, tedavisi veya yönetimine ilişkin kişisel öneri niteliği taşımaz. Kendinizle ilgili endişeleriniz için lütfen alanında uzman bir sağlık profesyoneliyle görüşün.

Anahtar kelimeler: BDT teknik seçimi, bilişsel davranışçı terapi teknikleri, terapi hedefi, formülasyon, üstüne gitme, davranışsal aktivasyon, düşünce kaydı, temel inanç, kaçınma, BDT nasıl uygulanır

Diğer İçeriklerimiz

Bilişsel Davranışçı Terapi, travma tedavisi ve psikolojik sağlık üzerine güncel makaleler, araştırma özetleri ve klinik uygulamalardan ipuçları.

Tüm Makaleleri Göster
Hayal Kurmanın Zihinsel ve Duygusal Faydaları

Hayal Kurmanın Zihinsel ve Duygusal Faydaları

Hayal kurmanın yaratıcılık, problem çözme, duygu düzenleme ve motivasyon üzerindeki etkilerini inceleyin.
Ergenlerde Sosyal Kaygı Nasıl Fark Edilir?

Ergenlerde Sosyal Kaygı Nasıl Fark Edilir?

Ergenlerde sosyal kaygı nasıl ortaya çıkar? Belirtileri, aileler için uyarı işaretlerini ve destek yollarını inceleyin.
Klinik Tanımıyla Sosyal Kaygı

Klinik Tanımıyla Sosyal Kaygı

Sosyal kaygının mekanizması, günlük yaşamı sınırlayan döngüsü ve BDT temelli müdahale yolları.