Bilişsel Davranışçı Terapi Teknikleri: Klinik Uygulama Örnekleriyle

Bilişsel Davranışçı Terapi tekniklerini klinik örneklerle keşfedin: üstüne gitme, davranışsal aktivasyon, SORC formülasyonu ve bilişsel yeniden yapılandırma.
Bilişsel Davranışçı Terapi Teknikleri: Klinik Uygulama Örnekleriyle
Kln. Psk. Atakan Aktürk 17 Temmuz 2026 Güncelleme: 3 Ağustos 2026
Paylaş:

Bilişsel Davranışçı Terapi Teknikleri: Klinik Uygulama Örnekleriyle

Davranışçı Perspektiften BDT Araç Kutusuna Adım Adım Bir Bakış

Terapiye başlamayı düşünüyorsanız ya da BDT'nin nasıl işlediğini merak ediyorsanız doğru yerdesiniz. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), tek bir yöntemden değil birbirini tamamlayan teknikler bütününden oluşan, danışana ve tabloya göre şekillenen esnek bir yaklaşımdır.

Bu yazıda BDT'nin temel tekniklerini sade bir dille, gerçek klinik örneklerle anlatıyoruz. Her tekniği yalnızca tanımlamakla kalmıyor, ne işe yaradığını ve nasıl çalıştığını somut olarak gösteriyoruz. Çünkü iyi terapi soyut kalmaz, deneyimle anlam kazanır.

→ BDT Psikoterapide Nasıl Yapılandırılır?

1. Üstüne Gitme (Exposure): Kaçınma Döngüsünü Kırmak

Bir şeyden uzak durduğunuzda kısa vadede rahatlamak normaldir. Ama zamanla fark edersiniz: kaçındığınız alan büyüyor, hayatınız daralıyor. Üstüne gitme tam da bu noktada devreye girer.

Üstüne gitmenin temel fikri şudur: Kaçınılan duruma adım adım ve kontrollü biçimde yaklaşmak, zihne yeni bir şey öğretir — duygunun içinde kalınabildiğini, felaket gelmediğini. Bu öğrenme terapi odasındaki hiçbir tartışmayla elde edilemez; deneyimle kazanılır.

Kaçınma kısa vadede rahatlama sağlar. Ama SORC çerçevesinden bakıldığında sorun tam burada yatar: kaçınmanın sonucu (C) anlık olarak rahatlatır, bu yüzden pekişir. Uzun vadede ise kaçınılan durum her seferinde daha tehlikeli algılanmaya başlar; döngü giderek daralır. Meta-analiz çalışmaları, kaygı tedavisinde üstüne gitme bileşeni içeren yaklaşımların içermeyenlere kıyasla belirgin biçimde daha iyi sonuç verdiğini ortaya koymaktadır.[1]

Üstüne Gitme Hiyerarşisi Nasıl Kurulur?

Üstüne gitme rastgele değil, danışanla birlikte, küçük adımlarla planlanır. Süreç şöyle işler:

  • Kaçınılan durumlar danışanla birlikte listelenir
  • Her durum 0–100 arası Subjektif Rahatsızlık Birimi (SRB) ile derecelendirilir
  • En düşük puandan başlayan kademeli bir hiyerarşi oluşturulur
  • Danışan her adımda durumun içinde kalır ve kaygının kendi kendine azaldığını gözlemler
  • Terapist süreci önceden açıklar: "Ne hissedebilirsin, ne kadar sürebilir, sonra ne olur"

SORC — Panik Bozukluğu: Kalabalık Ortamdan Kaçınma

S (Uyaran) O (Organizma) R (Tepki) C (Sonuç)
Kalabalık AVM, çarpıntı başlangıcı, "çıkış yok" hissi "Kalp krizi geçiriyorum" düşüncesi; bedensel duyumlara aşırı dikkat; panik atağı öğrenme geçmişi Ortamdan hızla çıkma, oturma, yakını arama Anlık rahatlama → kaçınma pekişir → AVM'ye girilemez hale gelir → yaşam alanı daralır

Klinik Örnek

38 yaşındaki Canan, panik atağının ardından bir yıldır AVM'ye giremiyordu. Terapistle birlikte hiyerarşi kurdular. 1. adım: AVM'nin önünde 5 dakika durmak (SRB: 30). 2. adım: girişten içeri girmek, hemen çıkmak (SRB: 45). 3. adım: 10 dakika içeride kalmak (SRB: 65). 4. adım: kafede oturmak (SRB: 80). Yedinci haftada Canan AVM'de alışveriş yaptı. "Çarpıntı hissettim ama çıkmadım, geçti" dedi. Zihin yeni bir şey öğrenmişti.

Travma Sonrasında Üstüne Gitme: Adım Adım, Güvenli Bir Süreç

Travma yaşayan birinin kaçındığı şeyler çoğu zaman çok geniş bir alana yayılır: anıyı hatırlatan bir koku, belirli bir yer, hatta günün belli bir saati. Bu kaçınma kısa vadede koruyucu hissettirir ama zamanla hayatı giderek daraltır.

Travma sonrasında üstüne gitme, bu daralan hayatı yeniden genişletmek için kullanılır. Burada amaç zorlayıcı anıları zorla hatırlatmak değildir. Amaç şudur: o anıların artık geçmişte kaldığını, şu an gerçek bir tehlike olmadığını, zihnin yavaş yavaş öğrenmesine olanak sağlamak. Bu süreç küçük adımlarla, güvenli bir terapötik ilişki içinde ve danışanın kendi hızına göre yürütülür.

Araştırmalar, yapılandırılmış üstüne gitme protokollerinin travma belirtilerini azaltmada standart tedaviye kıyasla belirgin biçimde daha güçlü sonuçlar verdiğini ortaya koymaktadır.[2]

Travma geçmişi olan biri için terapiye başlamak başlı başına cesaret isteyen bir adımdır. Üstüne gitme bu süreçte hiçbir zaman "hemen zorluğun ortasına atla" demez. Her adım danışanla birlikte, önceden konuşularak ve onay alınarak planlanır.

→ BDT'de Müdahale Seçimi: Hangi Verilerle Karar Verilir?

2. Davranış Etkinleştirme: Depresyonda Döngüyü Tersine Çevirmek

Depresyon yaşayan biri için "dışarı çık, hareket et" gibi tavsiyeler çoğu zaman anlamsız, hatta rahatsız edici gelir ve bu çok anlaşılır bir tepkidir. Çünkü depresyon tam da hareketi imkânsız gibi hissettiren bir döngü kurar: enerji azalır, aktivite düşer, keyif kaybolur, çekilme derinleşir. Davranış etkinleştirme bu döngüyü "kendini zorla" diyerek değil, küçük adımlarla kırmayı hedefler.

Temel ilke şudur: motivasyon gelmeden önce harekete geçilir; his, hareketin ardından ortaya çıkar. "Kendimi iyi hissedince çıkarım" değil, "Çıkarsam kendimi daha iyi hissedebilirim." Bu tersine çevirim, depresyonun bilişsel çarpıtmalarını değerlendirmekten çok daha hızlı bir değişim üretebilir.

Birden fazla kapsamlı derleme çalışması, davranış etkinleştirmenin depresyonda bilişsel yaklaşımlarla karşılaştırılabilir sonuçlar verdiğini ortaya koymaktadır.[3] Bu bulgu önemlidir: davranışsal müdahale, bilişsel çalışmayı beklemeden kendi başına güçlü bir değişim aracıdır.

Davranışsal Aktivasyon Nasıl Uygulanır?

  • Günlük aktivite düzeyi ve ruh hali birlikte izlenir
  • Keyif veren ve başarı hissi yaratan aktiviteler belirlenir
  • Küçük ve ulaşılabilir hedefler planlanır — mükemmel değil, yeterince iyi
  • Aktivite arttıkça ruh halindeki değişim danışanla birlikte gözlemlenir

Klinik Örnek

45 yaşındaki Murat 4 aydır depresyondaydı; sabah yataktan kalkmak anlamsız geliyordu. Terapist sordu: "Bir zamanlar iyi hissettiren ama artık yapmadığınız üç şey?" Murat: yürüyüş, sabah kahvesi, arkadaşla telefon. İlk hafta görevi: her sabah kapıya kadar gitmek, içeri dönse bile. Üçüncü hafta dışarı çıkmaya başladı. "Hâlâ neşeli değilim ama hareket ediyorum" dedi. Davranış geldi; his arkadan izledi.

3. Bilişsel Yeniden Yapılandırma: Düşünceyi Test Etmek

Düşünceler bazen gerçekmiş gibi hissettiren ama aslında sadece birer yorum olan şeylerdir. "Başaramayacağım", "herkes beni yargılıyor", "bir şeyler ters gidecek". Bu düşünceler ne kadar otomatik ve güçlü hissettirse de sorgulanabilir. Bilişsel yeniden yapılandırma tam da bunu yapar: bu yorumları fark etmeyi, onları dikkatlice sorgulamayı ve daha dengeli bir bakış geliştirmeyi hedefler.

BDT'de bilişsel alan üç katmandan oluşur. Otomatik düşünceler, belirli durumlarda kendiliğinden ortaya çıkan anlık yorumlardır: "Aptal göründüm", "Başaramayacağım". Ara inançlar, bu düşüncelerin altındaki koşullu kurallardır: "Hata yaparsam değersizim". Temel inançlar ise en derin katmandır: "Ben yetersizim", "Dünya tehlikeli bir yer".

Sokratik Sorgulama: Düşünceyi Tartışmak Değil, Test Etmek

Sokratik sorgulamanın amacı danışana "düşüncen yanlış" demek değildir. Amaç, danışanı kendi düşüncesini gözlemleyen ve sorgulayan bir konuma davet etmektir. Temel sorular şunlardır:

  • "Bu düşüncenin doğru olduğuna dair gerçek bir kanıt var mı?"
  • "En kötü ihtimalle ne olur? Bu duygunun içinde kalabilir misin?"
  • "Aynı durumu bir yakınınız yaşasaydı ona ne söylerdiniz?"
  • "Bu bir gerçek mi, yoksa bir yorum mu?"

Araştırmalar, bilişsel yeniden yapılandırmanın etki büyüklüğünün pek çok tabloda üstüne gitme içeren yaklaşımlarla benzer düzeyde olduğunu göstermektedir.[4]

Davranış Deneyleri: Düşünceyi Gerçek Hayatta Sınamak

Bilişsel çalışmanın en güçlü olduğu an, davranış deneyleriyle birleştiğinde ortaya çıkar. Danışan önce düşüncesini test eder ("toplantıda konuşursam herkes beni aptal sanacak"), sonra davranış deneyi yapar (toplantıda bir şey söyler), ardından sonucu gözlemler. Bu döngü hem bilişsel hem davranışsal değişimi aynı anda besler.

Klinik Örnek

31 yaşındaki Selin, "konuşursam aptal görünürüm" inancıyla toplantılarda sessiz kalıyordu. Terapist Sokratik sorularla inancı sorguladı: "Aptal görünmenin kanıtı ne?" Selin somut bir kanıt bulamadı. Ama asıl dönüm noktası, toplantıda bir şey söylediği haftaydı. "Kimse gülmedi, biri teşekkür bile etti" dedi. Davranış deneyi, bilişsel çalışmanın tamamlayamadığı öğrenmeyi sağladı.

4. Düşünce Kaydı: Döngüyü Kağıda Dökmek

Düşünce kaydı, BDT'nin en sık kullanılan ev ödevi araçlarından biridir. Amacı danışanın otomatik düşüncelerini fark etmesini, duygularla ilişkisini görmesini ve daha dengeli bir yanıt geliştirmesini sağlamaktır. Seansta konuşulan şeyin günlük hayata taşınması için köprü işlevi görür.

Beş Sütunlu Düşünce Kaydı

Klasik düşünce kaydı beş sütundan oluşur:

  • Durum: Ne oldu? Nerede, ne zaman, kimlerle?
  • Otomatik düşünce: Aklından ilk ne geçti? Bu düşünceye ne kadar inandın? (0–100)
  • Duygu: Ne hissettin? Yoğunluğu ne kadar? (0–100)
  • Kanıtlar: Bu düşünceyi destekleyen ve çürüten gerçek kanıtlar neler?
  • Dengeli yanıt: Tüm kanıtları göz önünde bulundurunca ne söylersin?

Araştırmalar, ev ödevlerini düzenli tamamlayan danışanların BDT'den belirgin biçimde daha fazla yarar gördüğünü ve düşünce kaydının bu süreçteki en etkili araçlardan biri olduğunu göstermektedir.[5]

Klinik Örnek

26 yaşındaki Emre, iş yerinde hata yaptığında "herkes benim yetersiz olduğumu anladı" diye düşünüyordu. Terapist düşünce kaydını ev ödevi olarak verdi. İkinci haftada Emre şunu yazmıştı: "Kanıtları yazınca inancım 90'dan 45'e düştü. Kimse aslında beni izlemiyor bile." Düşünce kaydı, seansta kurduğumuz mesafeyi gerçek hayata taşıdı.

5. Duygu ile Kalabilmek: Duyguyu Taşıma Kapasitesini Geliştirmek

Bazen en zor şey bir duyguyu yaşamak değil, ondan kurtulmaya çalışmaktır. Kaçmak, bastırmak, "geçsin de rahat edeyim" demek. Bunların hepsi çok anlaşılır tepkilerdir. Ama çoğu zaman duygunun peşini bırakmadığını fark ederiz; ne kadar uzaklaşmaya çalışırsak o kadar büyür.

Duygu ile kalabilmek bu döngüyü tersine çevirmektir: duyguyu bastırmadan, onu hemen gidermeye çalışmadan, onun içinde bir süre var olmayı öğrenmek. Kaygıyı, üzüntüyü ya da öfkeyi hissetmek sorun değildir. Ondan her ne pahasına olursa olsun kaçmak sorundur.

Duygu ile kalabilme kapasitesinin düşük olduğu tablolarda müdahale sırası değişir. Doğrudan üstüne gitme egzersizlerine geçmeden önce danışanın duyguyu tanıma ve bir süre onun içinde var olabilme kapasitesini geliştirmek gerekir. Aksi halde egzersiz yarım kalır ya da danışan için aşırı yük oluşturur.

Duygu ile kalabilme çalışması özellikle travma, borderline kişilik bozukluğu ve yoğun duygusal reaktivitesi olan danışanlarda önceliklendirilen bir müdahale alanıdır. Araştırmalar, duygu düzenleme güçlüğünün tedavi yanıtını doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır.[6]

SORC — Duygu Toleransı Güçlüğü: Panik Bozukluğu

S (Uyaran) O (Organizma) R (Tepki) C (Sonuç)
Çarpıntı hissi, nefes darlığı, kalabalık ortam "Kalp krizi geçiriyorum" düşüncesi; duygu toleransı düşük; bedensel duyumlara aşırı dikkat Ortamdan çıkma, acile gitme, aktiviteden uzaklaşma Anlık güvende hissetme → duygu ile kalabilme kapasitesi gelişemiyor → çarpıntı giderek daha tehlikeli algılanıyor

Klinik Örnek

33 yaşındaki Selin çarpıntı hissedince "kalp krizi geçiriyorum" diye düşünüp acile gidiyordu. Terapist seansta kasıtlı olarak hafif çarpıntı yarattı: 1 dakika yerinde koşu, ardından oturup bekleme. İlk seansta Selin kaygılandı. Altıncı seansta "çarpıntı hissettim, oturdum, geçti" dedi. O duygunun içinde kalabilmeyi davranış deneyleriyle, ilaçsız, yaşayarak öğrendi.

6. Problem Çözme ve Aktivite Planlaması

BDT'nin pratik araçlarından biri problem çözme tekniğidir. Özellikle yaygın kaygı bozukluğu ve depresyonda işlevselliği düşüren, çözümsüz döngülerde takılı kalan danışanlar için değerlidir. Amaç sorunları ortadan kaldırmak değil, çözüm odaklı adımlar atma kapasitesini geliştirmektir.

Problem çözme beş adımdan oluşur: sorunu net tanımla, olası çözümleri listele (yargılamadan), her çözümün olumlu ve olumsuz sonuçlarını değerlendir, en uygun adımı seç, uygula ve gözlemle. Bu yapı, kaygının ürettiği felç edici belirsizliği somut ve yönetilebilir adımlara dönüştürür.

Aktivite planlaması ise özellikle depresyon ve tükenmişlik tablolarında kullanılır. Günün yapılandırılması başlı başına terapötik bir müdahaledir: boş ve anlamsız geçen zaman dilimlerini azaltmak, keyif ve başarı deneyimlerini bilinçli olarak yerleştirmek, ritim ve öngörülebilirlik sağlamak. Araştırmalar, yapılandırılmış aktivite planlamasının depresyonda belirgin semptom azalması sağladığını göstermektedir.[3]

Klinik Örnek

49 yaşındaki Ayşe, "ne yapsam boş" düşüncesiyle günlerini geçiriyordu. Terapist aktivite planlamasını somutlaştırdı: sabah 09:00 yürüyüş (keyif), öğlen bir arkadaşı arama (sosyal), akşam yemek hazırlama (başarı). İki hafta sonra Ayşe şunu söyledi: "Günün başında ne yapacağımı bilmek bile fark yarattı." Yapı, anlamsızlığa karşı ilk savunma hattıydı.

7. Nüks Önleme: Kazanımları Korumak

BDT'nin sonlandırma aşamasında nüks önleme çalışması ayrı bir yer tutar. Temel mesaj şudur: zorlayıcı dönemler geri dönebilir. Bu bir başarısızlık değil, normaldir. Önemli olan bu dönemleri erken fark edip doğru yanıt vermektir.

Nüks önleme çalışması iki adımdan oluşur. İlk adım uyarı işaretlerini belirlemektir: hangi düşünce, duygu veya davranış değişiklikleri döngünün yeniden başladığına işaret eder? İkinci adım eylem planıdır: uyarı işareti görüldüğünde ne yapılacak, hangi teknikten başlanacak, ne zaman profesyonel destek aranacak?

Araştırmalar, BDT'nin tedavi kazanımlarını uzun vadede koruma oranının güçlü olduğunu göstermektedir.[7] Bu uzun vadeli etki büyük ölçüde danışanın terapi sürecinde "davranarak öğrenmesi" ile açıklanmaktadır. Deneyimle kazanılan değişim, seansta konuşularak elde edilenden çok daha kalıcıdır.

Klinik Örnek

54 yaşındaki Fatma, 16 seanslık BDT sürecinin son seansındaydı. Terapist sordu: "Zor bir dönem gelse, ilk fark edeceğiniz işaret ne?" Fatma: "Uyumakta zorlanmaya başlarım ve ev işlerini ertelemeye başlarım." Terapist: "O an ne yaparsınız?" Fatma: "Aktivite günlüğüme dönerim, küçük bir adım planlarım." Bu konuşma terapi kapısını kapatmak değil, danışana anahtarı teslim etmekti.

Sonuç: Araç Değil, Mantık

BDT teknikleri bir araç kutusudur ama kutunun değeri, içindeki araçları ne zaman, neden ve hangi danışan için seçtiğini bilmektir. Üstüne gitme kaçınmayı kırar; davranış etkinleştirme hareketsizlik döngüsünü tersine çevirir; bilişsel yeniden yapılandırma düşünce kalıplarına mesafe açar; duygu ile kalabilme çalışması duygunun içinde var olmayı öğretir. Hiçbiri tek başına yeterli değildir. Hepsi formülasyonun üzerine inşa edildiğinde anlam kazanır.

Klinik pratiğimde tekrar tekrar şunu görüyorum: en güçlü seanslar, tekniğin doğru seçildiği seanslar değil. Danışanın o tekniği neden yaptığını anladığı seanslardır. Anlayan kişi, terapi odasının dışında da aynı mantıkla hareket eder.

Terapiye başlamayı düşünüyorsanız şunu bilmenizi isterim: buradaki her teknik bir zorunluluk değil, sizin için tasarlanmış bir araçtır. Hangi adımın ne zaman atılacağına terapistinizle birlikte karar verirsiniz. Hiçbir adım dayatılmaz; her şey iş birliği içinde, sizin hızınıza göre yürür.

→ BDT Psikoterapide Nasıl Yapılandırılır?

Sık Sorulan Sorular

BDT'de en sık kullanılan teknikler hangileridir?

Üstüne gitme, davranış etkinleştirme, bilişsel yeniden yapılandırma, düşünce kaydı, davranış deneyleri ve problem çözme BDT'nin temel teknik araçlarıdır. Hangi tekniğin kullanılacağı danışanın tablosuna, SORC formülasyonuna ve müdahale sırasına göre belirlenir. Teknikler birbirini tamamlar; tek başına uygulanmak yerine bir bütün içinde anlam kazanır.

Üstüne gitme nedir, nasıl uygulanır?

Üstüne gitme, kaçınılan duruma sistematik ve kontrollü biçimde yaklaşmayı içerir. Temel mekanizma şudur: tehdit beklentisiyle girilen bir durumdan felaket gelmediğini defalarca yaşamak, eski korku tepkisini giderek zayıflatır ve duygunun içinde kalabilme kapasitesi gelişir. Fobi, sosyal kaygı, panik bozukluğu, OKB ve travmada etkinliği kapsamlı çalışmalarla desteklenmektedir.

Davranış etkinleştirme ne zaman kullanılır?

Depresyonda birincil davranışsal müdahaledir. Enerji azalması, aktivite düşüşü ve keyif kaybının birbirini besleyen döngüsünü kırmak için kullanılır. Temel ilke: motivasyon gelmeden önce harekete geçilir, his hareketin ardından gelir. Araştırmalar, davranış etkinleştirmenin depresyonda sadece bilişsel müdahaleler içeren yaklaşımlarla karşılaştırılabilir sonuçlar verdiğini ortaya koymaktadır.

Bilişsel yeniden yapılandırma yeterli değil mi?

Tek başına uygulandığında sınırlı kalabilir. Düşünceleri tartışmak zemin hazırlar; ama davranış değişmediği sürece zihin eski örüntüye döner. Bilişsel müdahale, davranışsal zeminin tamamlayıcısı olarak en iyi işler. Özellikle davranış deneyleriyle birleştiğinde kalıcı değişim üretir.

Düşünce kaydı nasıl kullanılır?

Beş sütunlu düşünce kaydı otomatik düşünceleri fark etmeyi ve sorgulamayı yapılandırır: Durum, otomatik düşünce (inanç düzeyi 0–100), duygu (yoğunluk 0–100), kanıtlar (destekleyen ve çürüten) ve dengeli yanıt. Seansta konuşulanları günlük hayata taşıyan en etkili ev ödevi araçlarından biridir.

BDT teknikleri her tabloya uygulanabilir mi?

Teknikler formülasyona göre seçilir ve uyarlanır. Üstüne gitme kaygı bozukluklarında güçlüdür; davranış etkinleştirme depresyonda öne çıkar; duygu ile kalabilme çalışması yoğun duygusal reaktivitesi olan tablolarda önceliklidir. Hangi tekniğin, ne zaman ve nasıl kullanılacağına danışanın formülasyonu karar verir.

BDT teknikleri ilaç tedavisiyle birlikte uygulanabilir mi?

Evet, pek çok tabloda BDT ve ilaç tedavisi birlikte kullanılmaktadır. Bazı durumlarda bu kombinasyon her iki yaklaşımın tek başına uygulanmasından daha iyi sonuçlar üretebilir. Hangi seçeneğin uygun olduğuna yalnızca ilgili uzman karar verebilir; bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, bireysel tedavi önerisi içermez.

Kaynaklar

  1. Bandelow, B., Reitt, M., Röver, C., Michaelis, S., Görlich, Y., & Wedekind, D. (2015). Efficacy of treatments for anxiety disorders: A meta-analysis. International Clinical Psychopharmacology, 30(4), 183–192. https://doi.org/10.1097/YIC.0000000000000078
  2. McLean, C. P., Levy, H. C., Miller, M. L., & Tolin, D. F. (2022). Exposure therapy for PTSD: A meta-analysis. Clinical Psychology Review, 91, 102115. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2021.102115
  3. Uphoff, E., Ekers, D., Robertson, L., Dawson, S., Sharpe, R., & Gilbody, S. (2020). Behavioural activation therapies for depression in adults. Cochrane Database of Systematic Reviews, 7. https://doi.org/10.1002/14651858.CD013305.pub2
  4. Longmore, R. J., & Worrell, M. (2007). Do we need to challenge thoughts in cognitive behavior therapy? Clinical Psychology Review, 27(2), 173–187. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2006.08.001
  5. Mausbach, B. T., Moore, R., Roesch, S., Cardenas, V., & Patterson, T. L. (2010). The relationship between homework compliance and therapy outcomes: An updated meta-analysis. Cognitive Therapy and Research, 34(5), 429–438. https://doi.org/10.1007/s10608-010-9297-z
  6. Gratz, K. L., & Roemer, L. (2004). Multidimensional assessment of emotion regulation and dysregulation. Journal of Psychopathology and Behavioral Assessment, 26(1), 41–54. https://doi.org/10.1023/B:JOBA.0000007455.08539.94
  7. Bockting, C. L., Hollon, S. D., Jarrett, R. B., Kuyken, W., & Dobson, K. (2015). A lifetime approach to major depressive disorder: The contributions of psychological interventions in preventing relapse and recurrence. Clinical Psychology Review, 41, 16–26. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2015.02.003

Önemli Bilgilendirme: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve herhangi bir psikolojik bozukluğun tanısı, tedavisi veya yönetimine ilişkin kişisel öneri niteliği taşımaz. Kendinizle ilgili endişeleriniz için lütfen alanında uzman bir sağlık profesyoneliyle görüşün.

Anahtar kelimeler: BDT teknikleri, bilişsel davranışçı terapi teknikleri, üstüne gitme tekniği, davranışsal aktivasyon, bilişsel yeniden yapılandırma, düşünce kaydı, SORC formülasyonu, duygu ile kalabilme, BDT klinik uygulama, üstüne gitme nedir

Diğer İçeriklerimiz

Bilişsel Davranışçı Terapi, travma tedavisi ve psikolojik sağlık üzerine güncel makaleler, araştırma özetleri ve klinik uygulamalardan ipuçları.

Tüm Makaleleri Göster
Hayal Kurmanın Zihinsel ve Duygusal Faydaları

Hayal Kurmanın Zihinsel ve Duygusal Faydaları

Hayal kurmanın yaratıcılık, problem çözme, duygu düzenleme ve motivasyon üzerindeki etkilerini inceleyin.
Ergenlerde Sosyal Kaygı Nasıl Fark Edilir?

Ergenlerde Sosyal Kaygı Nasıl Fark Edilir?

Ergenlerde sosyal kaygı nasıl ortaya çıkar? Belirtileri, aileler için uyarı işaretlerini ve destek yollarını inceleyin.
Klinik Tanımıyla Sosyal Kaygı

Klinik Tanımıyla Sosyal Kaygı

Sosyal kaygının mekanizması, günlük yaşamı sınırlayan döngüsü ve BDT temelli müdahale yolları.