Eğitimler

Online Formülasyon Temelli BDT: Uygulama ve Beceri Geliştirme Atölyesi

Bilişsel ve Davranışçı Terapiler (BDT) alanında eğitim almış terapistlere ve terapist adaylarına yönelik bu atölye, teorik bilginizi gerçek vakalar üzerinden uygulamaya dönüştürmeniz için tasarlandı. BDT eğitiminizin doğal devamı niteliğinde olan bu çalışma, klinik duyuş kapasitenizi güçlendirecek, vaka formülasyonu ve terapi planlama yetkinliğinizi arttıracaktır.

Programın Yapısı

Atölye, klasik didaktik sunumlardan farklı olarak, aktif katılım ve etkileşim üzerine kurgulanmıştır. Her oturumda:

  1. Özgün vaka sunumu: Daha önce paylaşılmamış, gerçek bir vaka öyküsü davranışsal değerlendirme çerçevesinde aktarılır.
  2. Küçük grup çalışması: Katılımcılar, DATEM terapistinin geri bildirimleri eşliğinde vakanın formülasyonunu birlikte geliştirir.
  3. Karşılaştırmalı formülasyon: Tüm grup bir araya gelerek vakanın ayrıntılı formülasyonunu tartışır.
  4. Terapi planlama: Katılımcı önerileri doğrultusunda potansiyel terapi yöntemleri değerlendirilir, bireye özgü plan yapılandırılır.
  5. Gerçek terapi süreci: Vakaya hizmet veren DATEM terapisti, sürecin seans seans nasıl ilerlediğini, hangi egzersizlerin planlandığını ve hangi yöntemlerin etkili olduğunu paylaşır.

Bu atölyeyi tamamlayan katılımcılar:

  • Gerçek vakaları tanı merkezli değil tanılar üstü yaklaşımla sorunu üzerinden değerlendirilir.
  • İşlevsel analiz ile danışanın sorunlarını sürdüren sistemi formüle eder.
  • Formülasyon doğrultusunda üç dalga davranışçılığın uygun terapi yöntemlerini seçer.
  • Terapi yöntemlerinin kullanımını bireye özgü tasarlar, uygun egzersizler düzenler.
  • Zorlayıcı klinik vakalarda belirsizliği yönetme ve karar netleştirme becerisi kazanır.
  • Grup çalışmaları ve DATEM terapistlerinin geri bildirimleri sayesinde farklı klinik bakış açılarını görme fırsatı bulur.
  • Klinik duyuş kapasitesini geliştirir.

Neden bu atölyeye katılmalıyım?

  • Teoriyi uygulamaya taşıyın: Öğrendiklerini gerçek klinik vakalar üzerinden uygulamaya dökün.
  • Bilgiyi danışan karşısında sentezleyin: BDT eğitiminde kazandığınız bilgiyi ilke düzeyinden danışana özgü çözümlere dönüştürün.
  • Uzman desteği ile güvende ilerleyin: Anında geri bildirim ve profesyonel rehberlikle becerilerinizi güvenle geliştirin.
  • Klinik duyuş kapasitenizi güçlendirin: Terapistliğin özü olan bu beceriyi, gerçek vakalarla deneyimleyerek derinleştirin.

Vaka Tanıtımları

"Yetkin görünmeliyim." Yetkinlik kaygısı yaşayan Bir Psikolog Vakası 
Psk. Dr. Betül Ç. Huyut

Kendini mesleki olarak yetersiz hisseden bir klinik psikolog... Seanslarını masa arkasında yürüterek otorite hissini artırmaya çalışıyor, terapi öncesinde aşırı hazırlanıyor ve performans kaygısıyla eğitimden eğitime koşuyor. Ancak bu çaba, değerlendirilme korkusunu, hata yapma endişesini ve yetersizlik kaygısını besliyordu. Terapi sürecinde, görünürde disiplin ve titizlik olarak sunulan bu davranışların aslında bir kaçınma örüntüsü oluşturduğu adım adım görünür hale getirildi. Bu vaka, terapistteki yetersizlik algısının terapi odasına nasıl sızdığını ve "yetkin görünme" çabasının hangi noktada işlevsel olmaktan çıkıp gelişimi desteklemek yerine klinik esnekliği daralttığını işlevsel analiz perspektifiyle çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. 

"Geride kalırsam kim olurum?" Utanç temelli mükemmeliyetçilikte karar felci yaşayan bir danışan
Klinik Psikolog Emine Özkan Veyselgil

En basit kararların bile kendisi için zihinsel bir savaş alanına dönüştüğü bir danışan... Hangi seçimi yaparsa yapsın, bir ihtimal kaybedeceğine; başkaları bir yerlerde daha iyisini yaparken kendisinin geride kalacağına inanıyor. Geride kalmak ise yalnızca performans kaybı değil; ezik, değersiz ve kabul görmeyen biri olmak demek. Bu vaka, mükemmeliyetçiliğin yüksek standartlardan çok, utançtan korunmak için devreye giren bir tehdit sistemi olarak nasıl işlediğini ve terapi sürecinde bu döngünün adım adım nasıl dönüştürüldüğünü ele alıyor. 

"Saçlarım bana küstü!" Kamuflajın gölgesinde bir trikotillamani vakası
Klinik Psikolog Atakan Aktürk

Toplumda "güçlü ve örnek" bir figür olarak konumlanan, inançlı ve başörtülü bir sınıf öğretmeni... Ancak bu güçlü ve görünür kimliğin altında, başörtüsünün sağladığı kamuflajla yıllardır fark edilmeden süren bir döngü vardı: Saç ve deri yolma. Artan sorumluluklar, kontrol ihtiyacı ve üzerine yüklenen toplumsal rollerle birlikte beden odaklı tekrarlayıcı bu davranışlar ve bunların sonuçlarını gizleme çabası iç içe geçiyor; kısa süreli rahatlama uzun vadede yerini utanç ve suçluluğa bırakıyordu. Bu vakada kamuflajın nasıl sürdürücü bir işleve dönüştüğü, görünmez kalan davranışların hangi bağlamlarda güçlendiği, değişim motivasyonunun hangi eşikte ortaya çıktığı ve hangi yöntemlerle bu davranışların azaldığı işlevsel analiz çerçevesinde ele alınarak inceleniyor. 

"Bir anda her şey yabancılaşıyor." Gerçeklikten kopma korkusuyla yaşayan bir vaka 
Klinik Psikolog Dilara Ayata Barutçu

Bu danışan için hayat ikiye bölünmüş gibiydi: Atak öncesi ve atak anı. Hiç beklemediği bir anda renkler bulanıklaşıyor, çevre uzaklaşıyor, zihni karıncalanıyordu. Atak anının içinden çıkamayacağını, bulunduğu yerde donup kalacağını ve bu şekilde geri dönülmez bir kopuşa sıkışıp kalacağını düşünüyordu. Zamanla mesele atakların kendisi değil, "ya yine olursa?" beklentisi haline geldi. Vaka, bir anlık duyusal kaymanın nasıl varoluşsal bir tehdide dönüştüğünü ve derealizasyonun kaçınmayla nasıl kalıcılaştığını gösteriyor. 


 "Anne değilsem eksik miyim?" Değeri annelik rolüne sıkışmış bir vaka
Klinik Psikolog Selin Sak

Çocuk sahibi olamamak (infertilite), bu danışan için yalnızca biyolojik bir zorluk değil, kadınlık kimliğini ve yeterlilik algısını derinden sarsan bir yaşam kriziydi. Tüp bebek sürecinde yaşanan umut ve hayal kırıklığı döngüsü, anne olmayı kadınlık değeriyle özdeşleştirmesi nedeniyle yetersizlik algısını besliyordu. Çocuk sahibi olamama kaygısıyla gelişen kontrol etme ve güvence arama davranışları, yaşamını giderek bu konu etrafında daraltıyordu. Bu vaka, toplumsal baskının infertilite sürecinde yaşanan psikolojik zorlanalar üzerindeki etkisinin ortaya koyarken; psikoterapiyle belirsizliğe alan açmanın ve özdeğeri annelikten ayrıştırmanın mümkün olabildiğini gösteriyor. 

"Ya biterse?" Terk edilme kaygısıyla kaotik ilişkileri sürdüren bir danışan
Klinik Psikolog Ecem Güloğlu

Güven duyabileceği bir ilişki ihtimali ortaya çıktığında yoğun kaygı yaşayan bu danışanın zihnini "Ya biterse?" düşüncesi kaplıyordu. Bu yüzden kendisini korumak için tanıdık gelen ama yıpratıcı ilişkilere yöneliyordu. Kaotik, sınırların belirsiz olduğu, duygusal iniş çıkışların yoğun yaşandığı ilişkiler... Bu vaka, ilişkisel kaosun bir tesadüf değil; terk edilme kaygısına karşı geliştirilmiş bir korunma stratejisi olduğunu gösteriyor. Danışanın, terapi sürecinde kaygısıyla temas edip sınırlarını netleştirmesiyle, bu döngünün nasıl değiştiği ele alınıyor. 

EĞİTİM PROGRAMI
TARİH
Klinik duyuş kapasitesi - Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu
11-12 Nisan 2026
"Yetkin görünmeliyim." Yetkinlik kaygısı yaşayan bir psikolog vakası
11-12 Nisan 2026
"Geride kalırsam kim olurum?" Karar felci yaşayan bir danışan
11-12 Nisan 2026
"Saçlarım bana küstü!" Kamuflajın gölgesinde bir trikotillamani vakası
11-12 Nisan 2026
"Bir anda her şey yabancılaşıyor." Gerçeklikten kopma korkusuyla yaşayan bir vaka
11-12 Nisan 2026
"Anne değilsem eksik miyim?" Değeri annelik rolüne sıkışmış bir vaka
11-12 Nisan 2026
"Ya biterse?" Terk edilme kaygısıyla kaotik ilişkileri sürdüren bir danışan
11-12 Nisan 2026
Kazanımların değerlendirilmesi - Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu
11-12 Nisan 2026