Yeme Bozukluğu

Televizyonlarda, dergilerde ya da sosyal medyada yer alan “ mükemmel  bedenli kadınları ya da erkekleri görüp de son zamanlarda aldığınız kilolardan, hiçbir zaman “ yeterince sıkı  ve “ yeterince kaslı  olmayan vücudunuzdan, boyunuzun kısalığından ya da bedeninizin orantısızlığından yakındığınız, derin bir üzüntü ve yetersizlik hissettiğiniz oldu mu? Peki ideal bir bedene sahip olma hayali kurup, bu doğrultuda katı diyetler ve ağır spor yaparak büyük acılar çektiğiniz ve bu ideale ulaşamadığınızda hayal kırıklığı, öfke, mutsuzluk gibi duygular yaşadığınız oldu mu? Eğer bu sayılanlar size tanıdık geldiyse yeme bozukluklarını tanımak ve anlamak için yeterince sebebiniz var demektir.

 

Yeme Bozukluğu Nedir?

Yeme davranışında bozulma derken ne kastedilmektedir? Beden imgesinden memnuniyetsizlik, yemek, kilo ve diyet ile ilişkili takıntılı düşünceler, şişmanlama korkusu ve bununla ilişkili zihinsel meşguliyet, açlık halinde öfke hissetmek, istenmeyen duygularla baş edebilmek için yemek, yiyecekleri “ tehlikeli ” ya da “ güvenilir ” diye sınıflandırmak ve beslenme ile ilişkili yetersiz bilgiye sahip olmak, bozulmuş yeme davranışlarının en sık görülen örnekleridir.1 Günümüzde kadınlarda zayıf olmanın erkeklerde ise kaslı bedene sahip olmanın olumlu bir özellik olarak öne çıkarılması özellikle genç bireylerde yeme davranışlarında bozulmanın artmasında önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Toplumun ve medyanın üzerimizde kurduğu içselleştirilmiş “ ideal beden  baskısı beden memnuniyetsizliğini artmasının, yeme davranışlarının bozulmasının ve sonrasında yeme bozukluklarının gelişmesinin başlıca nedenleri arasında sayılmaktadır.

 

Yeme bozuklukları, yeme davranışında dirençli bir bozulma, kilo ve / veya beden şekli ile ilişkili ciddi sıkıntı ile karakterize olan ve dolayısıyla da gerek fiziksel gerekse de psikososyal işlevsellikte bozulmaya neden olarak yaşamı tehdit eden ciddi ruhsal hastalıklardır2. Yeme bozuklukları ile ilişkili belirtiler ve davranışlar genellikle ergenlik döneminde başlamakla birlikte, 10-24 yaş grubundaki bireylerin yeme bozuklukları geliştirmek için en yüksek risk grubu olduğu bilinmektedir. Yeme bozukluklarında en sık görülen davranışlar yetersiz ya da aşırı gıda alımı, gıda ve diyet ile ilgili takıntılı düşünceler, beden şekli ile ilgili memnuniyetsizlik, kilo alma korkusu ve beden şekli ile aşırı meşguliyettir3. Yeme bozukluklarının bilişsel-davranışsal modeline göre, yeme ile ilişkili bozuklukların gelişmesine ve kalıcılaşmasına sebep olan temel faktör bedenin aşırı değerlendirilmesi ve beden şekli hakkındaki endişedir4. 

 

Yeme Bozukluğuna Yol Açabilen Faktörler

Bireyin yeme bozukluğu geliştirme ihtimalini arttıran birden çok faktör bulunmaktadır. Bunların en başında gelen beden memnuniyetsizliğidir. Beden memnuniyetsizliği en basit ifadesiyle bireyin gerçek ve ideal beden imgeleri arasındaki bir uyumsuzluk olmasıdır. Beden memnuniyetsizliği olan bir birey bedenini olumsuz bir şekilde değerlendirir, kilo almaktan ve şişmanlamaktan korkar; beden imgesini kendine yönelik öz değerlendirme aracı olarak kullanır. Yapılan araştırmalar beden kitle indeksi ile beden memnuniyetsizliği arasında ilişki olduğunu ortaya koymuştur5. Beden kitle endeksi ise vücut ağırlığının boy uzunluğunuzun karesine bölünmesi ile edilen ve kişinin kilosunun boyuna göre normal olup olmadığını gösteren bir parametredir.

 

  • 18, 5 kg/m.’nin altında olanlar: Zayıf
  • 18.5 – 24, 9 kg/m. arasında olanlar: Normal kilolu
  • 25 – 29, 9 kg/m. arasında olanlar: Fazla kilolu
  • 30 – 39, 9 kg/m. arasında olanlar: Obez

 

Yapılan araştırmalar tarafından gösterilen risk faktörlerinden bir diğeri de mükemmeliyetçiliktir. Mükemmeliyetçi bireylerde sık görülen yüksek standartlar ve katı kurallar kişinin işlevsel olmayan bir biçimde yeme ve beden ile ilişkili mükemmeliyetçi beklenti ve çaba içine girmesine yol açarak yeme bozukluğu geliştirme riskini arttırabilmektedir.

Öfke, mutsuzluk, hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular ve depresyonun da bozulmuş yeme tutum ve davranışlarının gelişmesine ve sürmesine yol açtığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır6. Bunların yanı sıra, duyguları tanımlama, ifade etme, düzenleme; bedensel duyumları ve duyguları birbirinden ayırt etme ve duyguları başkalarına anlatma konusunda yetersizlik yaşayan bireylerin yeme tutum ve davranışlarında bozukluklar olduğu gösterilmektedir3.

 

Yeme Bozukluğu Türleri

  • Anoreksiya Nervoza: Tıbbi bir neden olmaksızın kilo kaybının olması, kaybedilen kiloyu geri almayı reddetme ve bu konuda direnç gösterme, kilo vermeye devam etme ya da mevcut kiloyu koruma konusunda ısrarlı davranma, kilo almaktan ve beden şeklinin bozulmasından aşırı derecede korkma ile karakterize bir rahatsızlıktır. Anoreksiya nervozası olan bireyler kilo alımını durdurmak, kontrol etmek ve kilo kaybetmek için gıda alımının kısıtlanması, aşırı egzersiz, laksatiflerin, lavmanların ve diüretiklerin yanlış kullanımı ve kendini kusturma gibi yöntemler kullanmaktadırlar. Yetersiz beslenme ve vücudun aç kalmasından dolayı bu kişilerde bilişsel ve fiziksel sorunlar ortaya çıkmaktadır. Yapılan araştırmalar anoreksiya nervozanın, psikiyatrik bozukluklar içerisinde en yüksek morbidite ve mortalite oranlarına sahip olan rahatsızlık olduğunu göstermiştir7.

Bireylerin beden kitle indeksine (BKI) göre, anoreksiya nervoza bozukluğun şiddeti aşağıdaki gibidir:

 

  1. Hafif derece: BKI> 17kg / m2
  2. Orta derece: BKI 16-16.99 kg / m2
  3. Şiddetli derece: BKI 15-15.99 kg / m2
  4. Aşırı derece: BKI <15 kg / m2

 

  • Bulimiya Nervoza: Yineleyen ve kontrol edilemeyen tıkınırcasına yeme atakları (nöbetleri) ve kilo alımını önleme amacıyla aşırı diyet ve/veya egzersiz yapma, kendini kusturma, laksatiflerin, lavmanların ve diüretiklerin yanlış kullanımı ile karakterize olan bir rahatsızlıktır. Tıkınma atakları sırasında kişiler, genellikle sağlıklı bir kişinin normalde yiyebileceğinden daha büyük miktarda yüksek kalorili yiyeceği çok kısa bir süre içerisinde kontrol duygusunu kaybetmiş bir biçimde tüketmektedirler. Tıkınma atağının başlangıcında rahatlama hisseden bu kişiler, atağın sonunda güçlü bir suçluluk ve pişmanlık duygusu hisseder, kendilerini sert bir şekilde eleştirirler. Bu nedenle de kilo alımını engelleyici davranışlar gösterirler. Bulimiya nervozası olan bireyler genellikle normal kilo aralığında oldukları için ve tıkınma- çıkartma döngüsü gizli bir şekilde yapıldığı için tanının konması ve uygun tedavinin başlaması çok gecikebilmektedir8.
  • Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu: Aynı şartlar altında sağlıklı bir kişinin tek bir seferde tüketebileceğinden çok daha fazla miktarda yiyeceği çok daha kısa bir süre içinde kontrol duygusunu kaybetmiş bir şekilde tüketime ile karakterizedir. Bu tıkınma atakları sırasında bireyler açlık duygusu hissetmeksizin aşırı derecede tok hissedecek ve bundan rahatsızlık hissedecek kadar yerler. Bu bozukluk tıkınma ataklarının varlığı ile bulimiya nervozaya çok benzemekle birlikte tıkınma ataklarının olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için telafi edici davranışların (örn. aşırı egzersiz, laksatifler ve kusma gibi) olmaması ile bulimiya nervozadan farklılaşmaktadır. Tıkınırcasına yeme bozukluğu olan bireylerin beden kitle indeksi genellikle normal aralığın üzerinde olduğu gösterilmiştir9.

 

Yeme Bozukluğu Tedavisi

Yeme bozukluğu görülen bireylerin işlevselliklerinin düştüğü ve yüksek düzeyde eşlik eden depresyon, anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve bağımlılık gibi psikiyatrik hastalıkların geliştiği bilinmektedir. Bunun yanı sıra, yeme davranışındaki bozukluklar bilişsel performansın düşmesine, akademik başarıda azalmaya, çeşitli fiziksel rahatsızlıkların oluşmasına yol açmaktadır. Bu nedenle de doğru tanının konmasının ardından en kısa sürede tedavi sürecine başlanması gerekmektedir. Ancak, yeme bozukluğu olan bireylerin probleme yönelik iç görüsü zayıf olduğu için genellikle kendileri yardım arayışına girmezler. Çoğunlukla aileleri ya da yakın oldukları diğer kişiler tarafından tedaviye yönlendirilirler.

 

Yeme bozukluklarının tedavisi genellikle ayaktan yürütülmekle birlikte beden kitle indeksi 15 kg / m2’den düşük olan bireylerde hastane yatışı gerekebilmektedir. Yeme bozukluğu olan bireylerin psikoterapiden fayda sağladığını gösteren birçok araştırma bulunmaktadır. Yeme bozuklukları tedavisinde en sık önerilen, etkinliği ve etkililiği bilimsel araştırmalarca kanıtlanmış psikoterapi yöntemlerinden birisi Bilişsel ve Davranışçı Terapiler’dir10.

 

Yeme bozuklarında bilişsel ve davranışçı terapi, bireyin hatalı yeme davranışlarının belirlenmesi ve yeme düzenin takip edilmeye başlanması ile başlamaktadır. Hatalı yeme davranışlarını tetikleyen ve sürdüren mekanizma danışanın aktif katılımı ile belirlendikten sonra tedavi sürecine geçilmektedir. Danışan bu süreç içerisinde öncelikle yeme bozukluklarına ve sağlıklı-düzenli-dengeli beslenme biçimlerine yönelik psikoeğitim almaktadır. Tedavide danışanın beslenme, diyet, beden imgesi gibi konularda işlevsel olmayan düşünceleri de ele alınmaktadır. Bunlara ek olarak, danışanın beden memnuniyetsizliğini devam ettiren beden biçimini ve/ veya kilosunu sürekli kontrol etme ya da bedeni ve/ veya kiloyu görmekten kaçınma gibi işlevsiz davranışlarının daha işlevsel olanlarla değiştirilmesi üzerine çalışılmaktadır. Terapi sürecinin en önemli parçalarından birisi hatalı yeme davranışlarının ve işlevsiz duygu düzenleme yöntemlerinin yerine daha işlevsel davranışları kazandırmaktır.

 

Yeme bozukluklarının tedavisinde danışanın yüksek katılımı ve motivasyonunu çok önemlidir. Danışanın seanslara düzenli katılması, planlanan çalışmaları seans dışında da yürütmesi terapi sürecinden alınacak faydayı arttırmak ve hızlandırmaktadır.

 

Kaynaklar

Costarelli, V., Demerzi, M., Stamou, D., (2009). Disordered eating attitudes in relation to body image and emotional

intelligence in young women. Journal of Human Nutrition and Dietetics, 22, 239 245. doi:10.1111/j.1365 277X.2009.00949.x

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). Arlington, VA:

American Psychiatric Publishing.

Alpaslan, A. H., Soylu, N., Avcı, K., Coşkun, K. Ş., Kocak, U., & Taş, H. U. (2015). Disordered eating attitudes, alexithymia

and suicide probability among Turkish high school girls. Psychiatry Research, 226(1), 224-229. doi:http://dx.doi.org/10.1016/j.psychres.2014.12.052

Fairburn, C. G. (2008). Cognitive behaviour therapy and eating disorders. New York: Guilford Press.

Fan, Y., Li, Y., Liu, A., Hu, X., Ma, G., & Xu, G. (2010). Associations between body mass index, weight control concerns and

behaviors, and eating disorder symptoms among non-clinical Chinese adolescents. BMC Public Health, 10(1),1-12 doi: 10.1186/1471-2458-10-314

Juarascio, A. S., Felton, J. W., Borges, A. M., Manasse, S. M., Murray, H. B., & Lejuez, C. W. (2016). An investigation of

negative affect, reactivity, and distress tolerance as predictors of disordered eating attitudes across adolescence. Journal of Adolescence, 49, 91-98. doi: http://dx.doi.org/10.1016/j.adolescence.2016.02.005.

Bühren, K., Schwarte, R., Fluck, F., Timmesfeld, N., Krei, M., Egberts, K., … & Herpertz‐Dahlmann, B. (2014). Comorbid

psychiatric disorders in female adolescents with first‐onset anorexia nervosa. European Eating Disorders Review, 22(1), 39-44. doi 10.1002/erv.2254

8  Ertekin, B. A., & Yücel, B. (2013). Anoreksiya Nervoza ve Bulmiya Nervoza.In Yüksel, Ş., Gülseren, L. & Başterzi, A. D. Editor

(Eds.), Kadınların Yaşamı ve Kadın Ruh Sağlığı (pp. 379- 402). Ankara: Türk Psikiyatri Derneği.

Turan, Ş., Poyraz, C. A., & Özdemir, A. (2015). Tıkınırcasına yeme bozukluğu. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 7(4), 419-

435. doi:10.5455/cap.20150213091928

10 Linardon, J., Wade, T. D., de la Piedad Garcia, X., & Brennan, L. (2017). The efficacy of cognitive-behavioral therapy for

eating disorders: A systematic review and meta-analysis. Journal of Consulting and Clinical psychology, 85(11), 1080.